Yine bizim aile için çok nostaljik, pişerken evin içine yayılan mis gibi kokularıyla geçmişe ait anılarımızı beraberinde getiren bir tarif…  Çocukluğumdan çok net hatırladığım bazı şeyler var. Bazıları ise daha flu anılar. Ancak çok net hatırladığım şeylerden birisi şu ki bizim evde ve özellikle de anneannemin evinde çok değişik yemekler pişerdi. Arkadaşlarımın evlerinde görmediğim, yemediğim şeyler. Adını söylediğim zaman insanların ilk kez duydukları, ne olduğunu bilmedikleri bazı şeyler. Bulgaristan’dan göç eden anneannem oraya özgü çok güzel yemekler, hamur işleri ve tatlılar yapardı. Ve bu özel yemekler veya tatlılar daima aile fertlerini bir araya getiren, hep bir ağızdan yüksek sesle ama şen şakrak konuşmalar-gülüşmeler eşliğinde afiyetle ve keyifle yenilen yemeklerdi. Tabii ben o zamanlar, yemeklerin kökeni, yeri yurdu, yapılışı gibi lüzumsuz (!) konularla ilgilenmekten ziyade bu leziz yiyecekleri zevkle ve iştahla tüketmekle meşguldüm. Gel zaman git zaman yıllar geçti ve ne yazık ki anneannemi de, nispeten erken kaybettiğimiz dedemin ve aramızdan ayrılan diğer sevdiklerimizin yanına uğurladık.
Anneannemin  yemeklerinin yokluğunu ise vefatının üstünden bir seneyi biraz aşkın zaman geçtikten sonra iyiden iyiye hissetmeye başladık. Annem bir yandan, yengem bir yandan başladık yavaş yavaş bazı girişimlerde bulunmaya. Bu girişimlerimizden bir tanesi de anneannemin meşhur ‘kabaklı pide’siydi. Bulunabilen eski kayıtlar, anneannem hayattayken alınan notlar çıkartıldı okundu, üzerinde konuşuldu, akılda kalan ayrıntılar paylaşıldı. Sonra bir araya gelindi ve denemeler yapıldı. Aslında herkes de fazlasıyla elinden geleni yaptı ama ne yaparsak yapalım şu ‘kabaklı pide’nin hamurunun lezzetini bir türlü anneanneminki gibi tutturamadık!
En sonunda baktım böyle olmayacak, aklıma bir fikir geldi ve bu tatlıyı günümüz nimetlerinden yararlanarak farklı bir şekilde uyarlayarak yeniden yapmayı denedim. İyi ki de denemişim! Hani şu hazır baklava yufkaları var ya? Nasıl da imdadıma yetiştiler bilemezsiniz! Birtakım denemeler ve tadımlar sonucunda kısa sürede aradığımız lezzete en çok yaklaşan bir tarif ortaya çıkarabildim. Ve tabii en önemlisi de hazır baklavalık yufkalarla yapılıyor olmasına ve basit gibi görünmesine rağmen miktarlarını net olarak belirledim ve sağlam bir şekilde kayıtlara geçirdim. O gün bugündür her kış, tüm aileyi bir araya getiremesem de, anneme ve babama bu tatlıyı yapıyorum, o mis gibi kokusu bütün eve yayılıyor ve üçümüz oturup anneannemi, dedemi ve eski günleri de anarak, ailenin diğer fertlerinin de bir güzel kulaklarını çınlatarak afiyetle yiyoruz.
Haydi gelin şimdi, balkabağı mevsimi bitmeden bu nefis tatlıyı nasıl yaptığımı sizlere de anlatayım. Elbette sizin anılarınızı canlandırmayabilir ancak benim gibi balkabağını çok seven biriyseniz damağınızı şenlendireceği kesin! 
 

Malzemeler

  • 1 paket hazır baklava yufkası (28-30 yaprak yeterli oluyor)
  • 250 gr tereyağı
  • 500 gr balkabağı, ayıklanmış
  • 1 kase kadar toz şeker
  • Taze çekilmiş karabiber

 

Adım Adım Yapılışı

0/0 Tamamlanan Adımlar
  1. Temizlenmiş ve yıkanıp kağıt havluyla ıslaklığı alınmış kabaklar rendelenir. Bu iş için, varsa robotunuzun rende aparatını kullanın.
  2. Fırın 175 C’ye ısıtılır ve fırın tepsisini komple örtecek şekilde pişirme kağıdı serilir.
  3. Tereyağı eritilir. Baklavalık yufkalar açılır ve bir kenara konulup üzerlerine temiz bir mutfak havlusu örtülür. Bu hazır baklavalık yufkaların tek kötü yanı açıkta kaldıkları zaman çok kısa süre içinde hemen kuruyup sertleşmeleridir. Yapacağınız işlem vakit alacağı için her yufka aldıktan sonra kullanılmayanların üstünü bezle yeniden örtmeyi ihmal etmeyin.

  4. Bir çanak toz şeker ve karabiber öğütücüsü de kenarda hazır edilir. Çalışma alanınızı düzenli bir şekilde hazırlamak seri bir şekilde çalışmanızı sağlayacaktır.
  5. Bir adet yufka uzunlamasına açılır ve fırça yardımıyla üzerine erimiş tereyağı sürülür. Sonra üstüne ikinci bir yufka yerleştirilir.

  6. Resimde görüldüğü gibi kısa olan kenarına yaklaşık bir avuç dolusu kabak rendesi yayılır ve üzerine bir silme çorba kaşığı toz şeker serpiştirilir. Bizim için bir ruloya bu kadar şeker yeterli oluyor. Ama siz daha tatlı severseniz şeker miktarını birazcık artırabilirsiniz.
  7. Şekerden sonra şöyle azıcık, değirmeni bir-iki kez çevirerek karabiber serpiştirilir – bunu unutmamak gerekiyor çünkü bu varla yok arası eklenen karabiber kabaklı pidemize bir sıcaklık veriyor ve farklı bir lezzet katıyor. Bu işi değirmenle ayarlayamayacağınızı düşünüyorsanız küçük bir çanağa öğüttüğünüz karabiberden her seferinde bir tutam alıp serpiştirebilirsiniz.
  8. Hamur fazla sıkıştırmadan eşit bir şekilde yuvarlayarak rulo haline getirilir, tıpkı kol böreği yapar gibi. Kolay  yapışsın diye uç kısmına birazcık daha tereyağı sürülür ve katlanan kısım altta kalacak şekilde tepsiye yerleştirilir.
  9. Rendelenen kabak bitinceye kadar aynı işlem tekrar edilir. Bu ölçülerle yaklaşık 14-15 adet rulo elde edilir. Rulolar bittiğinde bir miktar tereyağı artmış olmalıdır. Bu kalan tereyağı da ruloların üstlerine sürülür ve tepsi fırına verilir.
  10. Pişme süresi her zamanki gibi fırından fırına fark gösterecektir. Bu bakımdan sık aralıklarla kontrol edilmelidir. Ortalama 25 ila 35 dakika arasında bir süre yeterli olmalıdır. Hamurların üstü ne çok kızarmalı ne de bembeyaz kalmalıdır.

  11. Çıktığı zaman tepsisinde ılınmaya bırakılır. Sonra her rulo daha küçük parçalara kesilerek servis edilir ve tercihen piştiği gün ılık ılık yenmesi tavsiye olunur. Annenannem servis ederken üzerine biraz da pudra şekeri serpiştirirdi. Nispeten az şekerli yaptığımız için lezzet bakımından hiçbir sakıncası olmadığı gibi görsel açıdan da çok yakıştığını düşünüyorum.

Afiyet olsun!