Güllaç benim hayatıma oldukça geç giren bir tatlı. Sebebi de kendimi bildim bileli süt sevmiyor olmamdır. Çocukken de kakaosuz süt içemezdim. Sık sık bademciklerim şişerdi ve anneciğim de o zamanların moda ilacı ‘ballı süt’ hazırlar üstelik de ılık ılık onu bana içirmek için kırk takla atardı! Hala da kokusu burnumdadır ve hala da sevmem. Fakat insan zamanla yiyecekler konusunda daha bir cesur olmaya başlıyor, hele ki mutfağa, yemeye-içmeye, hazırlamaya pişirmeye meraklıysa. Yıllarca her karşılaştığımda ya da her ikram edildiğinde burun kıvırdığım güzelim güllacı da, bayağı yetişkin yaşlardayken böyle bir cesaret anında nasıl olduysa denemeyi göze aldım. İyi ki de almışım. Bayıldım! Onca yıl bu nefis tatlıdan kendimi mahrum ettiğim için de çok kızdım! Anlayacağınız o zamandan beri güllaç fanatiği kesildim. Pastaneden alınanları aşırı tatlı bulup çok da bayılmayınca yapımını çok zor zannettiğim bu nefis tatlıyı kendi şeker ayarımla evde nasıl yapacağımı da zamanla öğrendim. Aslında aklımdaki projelerden biri de yapraklarını kendim yapmak. Günün birinde onu da yaparım inşallah. Fakat Türkiye’de yaşadığımız sürece marketlerde, bakkalarda artık sadece Ramazan’da da değil, her zaman bulabildiğimiz bir ürün olduğu için doğrusu bu işle henüz uğraşmadım.

En son güllaç tarifimi 2008 yılında Urla’da yaşarken netleştirip defterime not almışım. O defterlerde daha ne notlar var… O kadar birikmiş ki artık içlerinde bir şey arayıp bulmak eziyete dönüştü! Bir güllaç yapacağım diye defterlerde tarif aramaktan yoruldum. Ezbere işler yapmayı, hele ki söz konusu tatlı yapımı ise, hiç sevmem. Lezzetlerde belirli bir standardı ararım. Uzun lafın kısası bu tarifi en çok da kendim için bloguma ekliyorum. Yoksa farklı herhangi bir özellik katmadım. Birçok tarif üzerinde oynamayı severim. Gelgelelim güllacın tadının tam olarak da güllaç gibi olmasını isterim. Güllü aştır benim için güllaç. Farklı aromalarla onu değiştirmek istemem. Arasına bol ceviz, üstüne ise Antep fıstığı olsun isterim. Azıcık da gülsuyu kokusu gelmeli. Bence bu tatlı bu şekilde, en sade haliyle o kadar güzel ki, hiç kurcalamaya gerek yok!

Malzemeler

  • 250 gr hazır güllaç yaprağı (yaklaşık 8-10 adet)
  • 9 su bardağı süt (1,8 litre)
  • 300 gr kadar toz şeker (1,5 su bardağı)
  • 200 gr ceviz (fıstık, fındık, badem de olur)
  • Toz Antep fıstığı (üzerine serpmek için)
  • Gülsuyu

 

Adım Adım Yapılışı

0/0 Tamamlanan Adımlar
  1. Süt ve şeker kaynatılır. Burada verdiğim şeker oranı bizim ailenin ağız tadına göre yeterince tatlıdır. Ancak miktarı siz kendinize göre biraz daha arttırabilir veya azaltabilirsiniz. Şekerli süt  2 dakika kaynadıktan sonra ocak söndürülür ve arada karıştararak ılınmaya bırakılır. Serçe parmağınızı yakmayacak dereceye (yaklaşık 35-37 C) geldiğinde şekerli süt kullanıma hazır demektir. Arzu edilirse ılınmış süte 1-2 tatlı kaşığı gülsuyu ilave edilir. Bizim ailede gülsuyundan hoşlanmayanlar olduğu için ben bu aşamada eklemiyorum ama servis sırasında arzu edenlere birkaç damla gülsuyu ilavesi yapıyorum.
  2. Genişçe ve yüksek kenarlı bir tepsiye (ben yuvarlak börek tepsisi kullanmayı tercih ediyorum) önce bir-iki kepçe süt konulur ve güllaç yaprakları gerekiyorsa kırılarak ve her katta üzerlerine 1-2 kepçe süt gezdirilerek dizilir. Arasına irice kıyılmış ceviz (veya fındık, Antep fıstığı) serpilir.
  3. Üstüne temiz bir bez örtülür ve 4 saat bekletilir. Daha sonra buzdolabında soğutulur ve üzerine ister nar taneleri isterseniz benim yaptığım gibi Antep fıstığı serpiştirerek servis edilir.

Afiyet Olsun!