Pavlova, adını bir Rus balerinden – Anna Pavlova’dan – alan çok hafif  ve yemesi müthiş keyif veren bir tatlı. Oldukça eski bir geçmişi var. 1920’li yıllardan kalma ve Avustralya veya Yeni Zelanda mutfağına ait – ilk olarak hangi ülkeden çıktığı halen tartışma konusuymuş. Bırakalım onlar tartışadursun da biz bu leziz ve cazibeli tatlının nasıl yapıldığına bakalım. Bütün mesele bezeye çok benzeyen (kolaylık olsun diye ‘beze’ olarak adlandıracağım)  bir taban oluşturup, bunu düşük ısılı fırında pişirmek ve üzerini çırpılmış taze krema ile örtüp sonra dilediğiniz meyvelerle taçlandırmaktan ibaret. Bu beze yaklaşık yirmi-yirmi dört santim çapında bir pasta tabanı şeklinde hazırlandığı gibi porsiyonluk on üç-on beş santim çapında minik yuvarlaklar şeklinde de hazırlanabiliyor. Aslında maksat yuvarlak şekilli olup balerinin tütüsünü çağrıştırması. Ancak ben bu maksadı aşıp farklı şekiller vermenin de iyi fikir olacağını düşündüm. Kullanacağınız meyveler ise mevsimine göre değişebilir ve sizin tercihinize kalmış. Çiğden doğrayıp koyabileceğiniz gibi hafif pişirerek sos haline de getirebilirsiniz. Ayrıca bazı meyveleri donmuş olarak da dört mevsim temin edebilirsiniz. 

Mayıs, yeşil erik ve malta eriği zamanıdır. Çilek de iyice tatlanmış, olgunlaşmış olur Mayıs’ın sonlarına doğru. Bazı ürünlere mutfağımızda çok sınırlı şekilde yer verdiğimiz kanaatindeyim. Yeşil erik ve malta eriği de tam olarak bu tanıma giriyor. Bizim evde Mayıs ayı boyunca yeşil erik dolaptan hiç eksik olmaz, daha bitmeden yeniden alınır ki bir gün bile eriksiz kalmayalım! İçerdiği yüksek miktardaki şekerden dolayı bir hayli tatlı olan bezeye hafif mayhoş olan meyveler bence çok yakışıyor. Bu durumda malta eriğinin de yakışacağını düşündüm.  Çilek hakkında fazla bir şey söylemeye zaten gerek yok, pavlova’da en sık rastlayacağınız meyvelerden biridir. İşte böylece ortaya herkesin tercihine göre üç farklı lezzette, üstelik üç farklı formda ikram edebileceğim bir pavlova çıktı!  Çilek yaz sonuna kadar bulunsa da yeşil erik ve malta eriğinin mevsimi o kadar kısa ki, ben bu tarifimi  mevsiminde hazırlayıp tamamlamaya çalıştıysam da o sıralar çeşitli nedenlerle yayınlayamadım. Fakat yukarıda da değindiğim gibi sonuçta pavlovayı dilediğimiz tüm mevsim meyveleriyle taçlandırabiliriz. Şeftali çok güzel olur.  Ya da incir… veya böğürtlen. Kış gelince ise şarapta pişirilmiş armut veya ayva. Kısacası her mevsim pavlovayı her türlü meyveyle denemek mümkün.        

Aşağıda verdiğim sos tariflerini kendi ağız tadınıza göre bu meyvelerle uyarlayabilir veya sos yapmakla hiç uğraşmayıp taze doğranmış meyvelerle de pavlovalarınızı servis edebilirsiniz. Özellikle porsiyonluk sunumuyla çok hoş görünen bu tatlı, birçok diğer tatlıya göre son derece hafif ve meyveli olması nedeniyle yemeklerden sonra ikram etmek için de çok uygundur. Tüm hazırlığınızı bir gün önceden yapıp bezelerinizi hava almayan bir kabın içinde muhafaza edebilir ve tatlınızı bir araya getirme işini servis anına kadar, son dakikaya bırakabilirsiniz. Tüm gösterişine rağmen aslında hiç de o kadar zor değil. Yeter ki ölçülere tam uyulsun ve basit bazı püf noktalarına dikkat edilsin. Son olarak bir kez daha tekrarlamakta fayda görüyorum. Bu tatlı için lütfen bildiğiniz normal beze tarifini kullanmayın. Çünkü bu tatlının özelliği dışının narin bir çıtırlıkta olması,  iç kısmının ise hafif yumuşak, hatta biraz sakızımsı kalmasıdır. İşte bu etkiyi sağlamak için beyaz sirke ve nişasta ilave edilerek hazırlanmalıdır. Haydi öyleyse tarife geçelim artık… 

 

Malzemeler

(12 adet mini pavlova için)

  • 6 yumurta akı (orta boy)
  • 330 gr ince çekilmiş toz şeker
  • ½ çay kaşığı tuz
  • 1,5 çorba kaşığı mısır nişastası
  • 1,5 tatlı kaşığı beyaz sirke (*)
  • 400 ml (2 kutu) taze krema + 1 çay kaşığı vanilya özütü + 2 çorba kaşığı pudra şekeri

(*) Fersan markanın Ferfresh adıyla piyasaya çıkardığı yeşilliklerin yıkanması ve çeşitli diğer temizlik amaçlarıyla kullanılan, diğer sirkelere göre fiyatı da düşük olan su gibi tamamen saydam bir sirkedir. Tat ve kokusu yumuşak olduğu için tercih sebebidir ancak bulamadığınız takdirde bunun yerine kullanabileceğiniz en uygun alternatif elma sirkesidir.

Adım Adım Yapılışı

0/0 Tamamlanan Adımlar
  1. Fırın 120 C’ye ısıtılır. Fırın tepsisine pişirme kağıdı döşenir. Şekillerin muntazam ve bir örnek olması için pişirme kağıdının bir  yüzeyine kurşun kalemle, cetvel ve fincan tabağı gibi araçlar yardımıyla istenilen şekiller çizilir. Ben bu üçleme için ortalama 13-15 cm’lik yuvarlak, kare ve üçgen şekiller tercih ettim. Kağıdın kalemle çizilmiş yüzeyi altta kalacak şekilde tepsiye yerleştirilir. Buradaki ölçü için 2 tepsi gerekecektir.
  2. Yumurta aklarına tuz eklenir ve mikserle köpürtülür. Beyazlamaya başlayıp yumuşak tepecikler oluştuğunda, bir yandan çırpmaya devam ederek, tercihen rondodan geçirerek inceltilmiş şeker azar azar, her ilavenin arasında karışımın içinde erimesini sağlayarak ilave edilir. Nişasta ve sirke ilave edilir ve spatulayla alttan üste doğru çevirerek karışıma yedirilir.
  3.  
    Karışım büyük krema torbasına doldurulur, torbanın ucu bir parmak kalınlığında kesilir ve tepsilerde hazırlanan şablona uyarak şekiller oluşturulur. Kenarlarına, hafifçe daha içeriye doğru bir kat daha geçilir ki ortası hafif çukur kalsın. Tepsiler fırına verilir ve yaklaşık 1 saat veya iyice üstleri kuruyana kadar pişirilir. Pişme süresinin sonunda fırın kapatılır ve kapağı aralık hale getirilerek bezeler fırında soğumaya bırakılır.
  4. Servisten önce buzdolabında soğutulmuş taze kremaya şeker ve biraz vanilya eklenip mikserle katılaşıncaya dek çırpılır. Bezelerin üzerine krema yayılır üstüne de arzu edilen meyveler veya meyveli soslar gezdirilerek servis edilir.

Yeşil Erik Sosu 
  • 300 gr papaz eriği
  • 3 tatlı kaşığı şeker
  • 2 tatlı kaşığı limon suyu
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 3 tatlı kaşığı mısır nişastası

Yıkanmış ve çekirdeklerinden ayrılmış erik parçaları küçük bir tencereye şeker ve limon suyuyla birlikte konulur ve kaynatılır. Altı kısılır, tuz eklenip karıştırılır.  Bir-iki çorba kaşığı soğuk suyla ezilen nişasta ilave edilir. Sos bir-iki taşım kaynayıp, hafif kıvam alıp rengi yeniden saydamlaşınca ateşten alınır. Soğuduktan sonra kullanılır. Kabuk tutmaması için bir kaseye aktardığınız sosun üzerine temas edecek şekilde streç folyo kapatabilirsiniz. Diğer sosları da aşağıda verilen miktarlara göre aynı yöntemle hazırlayabilirsiniz.

Malta Eriği Sosu
  • 300 gr malta eriği, kabukları soyulmuş
  • 2 tatlı kaşığı şeker
  • 1 fiske tuz
  • 1 tatlı kaşığı limon suyu
  • 1 adet portakalın suyu
  • 3 tatlı kaşığı mısır nişastası
Çilek Sosu
  • 300 gr çilek
  • 2-3 tatlı kaşığı şeker
  • 1 fiske tuz
  • 3 tatlı kaşığı limon suyu
  • 3 tatlı kaşığı mısır nişastası

Afiyet Olsun!